LiZoZ.Com | Hayata Karşı - Gazoz Tadında

Gelin Her Yerden Bir Parça Alıp Hayat Puzzle’nı Bitirelim

Kategori: ‘Oyun İnceleme

Wrath of the Lich King

Cumartesi
Kas 15,2008

 

 

Dünyada 11 milyondan fazla oyuncusu olan ve fanatikleri tarafından “başka bir dünya” olarak nitelendirilen “World of Warcraft”ın yeni eklenti paketi satışa çıktı.

Meraklıları satışa çıktığı ilk gün oyuna sahip olabilmek için tüm dünyada olduğu gibi İstanbul’da da teknoloji marketlerin kapısını aşındırdı.

Gece başlayan satış nedeniyle uzun kuyruklar oluşturan WoW hayranları “Wrath of The Lich King”e kavuşmanın sevincini yaşadılar.
İstanbul’da birçok mağazanın kapılarını oyun satışı için geceden açmasıyla “iPhone” kuyruğuna benzer kuyruklar oluştu.

Aralarında D&R’ın da bulunduğu bu mağazalarda  oyuna ilk sahip olanlar alkışlarla evlerine uğurlandı.
 
“The Burning Crusade”den sonraki ikinci eklenti paketi olan “Warth of The Lich King”‘De Lich Kralı Arthas Menethil’in hikayesi konu ediliyor.

Oyun Türkiye’de Avrupa sitesine girilerek oynanabiliyor. Siteye milyonlarca kullanıcı girse de herkes aynı site üzerinden kendi seçtikleri karakterlerle oynayabiliyor.

Cumartesi
Kas 15,2008

Far Cry 2: İlk yama birçok hatayı düzeltiyor
1.01 numaralı yama için gereken bağlantılar burada…

http://www.ubi.com/US/Downloads/DownloadFile.aspx?dfId=5470

Far Cry 2: İlk yama indirilmeye sunuldu.Ubisoft, 3D FPS oyunu Far Cry 2 için bir yama yayımladı. Güncelleme her şeyden önce çok oyunculu modunu iyileştiriyor ve oyundaki bazı hataları gideriyor.

Yama sonrasında tek oyunculu ve çok oyunculu moda klavye tuş düzeninde yapılan değişiklikler kaydedilebilecek. Ayrıca oyun istikrarında bazı iyileştirmeler yapıldı ve istemcinin rastlantısal çökmeleri ortadan kaldırıldı.

Far Cry 2

Cumartesi
Kas 15,2008

2004 Mart’ına bir geri dönelim. Yediğimiz bir roket ile birlikte kendimizi cennet gibi bir adada buluyorduk. Tam “Böyle rokete can kurban” diyecekken, aslında cehennemin tam ortasına düştüğümüzü anlıyor ve çıkmak için mücadele vermeye başlıyorduk. CryTek’in muhteşem Cry Engine’ı ile geliştirilmiş olan FarCry’dan bahsediyoruz. Kimse ondan böyle bir patlama beklemezken, o zamanın en fazla oynana yapımlarından birisi haline gelmişti. 4 senelik bir aranın ardından, FarCry 2 ile buluşmaya hazırlanıyoruz. Teknolojiden nasibini sonuna kadar alacak, hem grafiksel hem de yapay zeka namına çok önemli getirileri olacak. Bu arada hemen belirtelim; olayın sorumluluğunu bu sefer Ubisoft Montreal almış durumda.

Başka bir cehenneme

FarCry’da macera yaşadığımız o güzel ada, yerini bu sefer Afrika’nın tehlikeli çölleri, savanları, ormanları ve yerleşim yerlerine bırakıyor. İlkiyle bağlantısı olmayan bambaşka bir hikaye içerisinde olacağız. Afrika kökenli iki savaş topluluğu var ve bunlar birbirleriyle çatışma halindedirler. Başlarken, istediğimiz asker türünü seçerek, bu savaş birliklerinden istediğimize hizmet etme şansına sahip oluyoruz. İster ikisine de düşman hareket edebilir, istersek birine ya da her ikisine birden dostça davranabiliriz. FarCry 2’nin en önemli özelliklerinden birisi olarak, atacağımız her adım ve yapacağımız her hareketin, oyuna direkt olarak etkisini söyleyebiliriz. Herhangi bir birliğe yardım ettiğimizde ya da düşman davrandığımızda, oyunun senaryosu buna göre değişecek ve olayların seyri daha farklı olacak. Bu sadece seçimlerimize bağlı değil, savaş sırasında yaptığımız hareketlere de bağlı olacak. Ters bir hareketimiz bize pahalıya mal olabilir, ya da kritik kararlarımız ile kendi hayatımızı kurtarmış olabiliriz. Yalnız, asıl olay The Jackal isimli esas elemanı bulma üzerine gelişiyor. Bu elemanın en önemli özelliği, her iki savaş birliğine de silah tahsis ediyor olması.

Özgürlüğümüz sadece vereceğimiz kararlar çerçevesinde değil, koskoca bir harita üzerinde hareket edeceğiz ve görevlerimize dilediğimiz yoldan dilediğimiz şekilde ulaşma şansına sahip olacağız. Yaklaşık 50 km karelik bir oyun alanı var. Yapımcıların bize bu konuyla ilgili verdiği bir müjde var; bu koca harita üzerinde gezinmemiz sırasında her şey sabit diskimizden direkt olarak okunacak ve bu da hiçbir yükleme ekranı ile karşılaşmayacağımız anlamına geliyor. Bize yardımcı olmak üzere, yanımızda pusulamız ve haritamız da olacak.

Ubisoft Montreal, geliştirmiş olduğu yeni nesil grafik sistemini, FarCry 2 ile birlikte beğenimize sunacak. Bu grafik motoru tam bir gelişim abidesi. Öncelikle, hava şartlarının gerçek zamanı olarak oyuna yansıdığını görebilecek, gerekirse saldırı stratejilerimizi bu şartları göz önünde bulundurarak değerlendirebileceğiz. Rüzgar çıktığını var sayalım, etrafı ateşe verdiğimizde, alevlerin rüzgarın yönüne ve şiddetine göre yayıldığını görebileceksiniz. Buradan çıkartabileceğimiz bir başka sonuç ise, çevreye hasar verebileceğimiz. Otları ve ağaçları tutuşturabilecek ya da etrafa kalıcı hasarlar uygulayabileceğiz. Gerçek zamanlı olarak gün ve gece geçişleri yaşanacak. Gündüz ne kadar ortalıkta olursak, gece de gizlenebilmemiz için biçilmiş kaftan olacak. İstersek kendimize tenha bir yer bulup, burada dinlenebilecek, gecenin gelmesini bekleyerek kendimizi daha rahat gizleme şansını elde edebileceğiz.

Cumartesi
Kas 15,2008

Oyunun açılışında,EA logo videosu ve açılış videosu çıkıyor…Profil yarattıktan sonra,ister rastgele bir araba ve parkur seçerek NFS dünyasına kendimizi atabiliriz ya da Career(kariyer) modunda yarışabiliriz…Oynanış gayet güzel,grafikler tam PSP’ye göre…Ancak yavaşlamalar da yok değil…Oyun Underground 2′nin PSP versiyonu olduğu için ondaki arabalar da PSP’ye geçmiş ve yanında bonusları da var tabii;
Nissan Skyline R34
Chevrolet Corvette Z06
Nissan 350Z
Mitsubishi Eclipse GSX
1969 Dodge Charger
Ford Focus ZX3 vb.
Kariyer modunda menüdeki “Circuit Race” ve “Quick Play Battle” bölümlerinden ilerleniyor;Circuit Race bölümünde Circuit(Turlama),Lap Knockout(Her turda son gelen elenir) ve Rally Relay(İkişer arabayla yarışma) var.Quick Play Battle’de ise Nitrous Run(Checkpoint yarışının nitrolu hali;her checkpointte nitromuz fulleniyor),Drag(kalkış yarışı),Drift(kaydırma) ve Street Cross(NFS Underground 2′de Sprint X)var.POCKET GARAGE bölümünde garajımızdaki arabalar var,MY UNDERGROUND bölümünde profilimizle ilgili ayarlar yapıyoruz,HEAD TO HEAD bölümünde PSP’nin Ad-Hoc özelliğiyle karşılıklı yarışıp,Party Play bölümünde ise 4 kişilik bir yarış düzenliyebilirsiniz….Oyunun menüsü sade olmakla birlikte güzel dizayn edilmiş.Oyunun en güzel yerlerinden birisi ise EA Pocket Trax yani NFS UG2′deki müzikler burada…Ve isteyenler oyunda dinleyebiliyor,isteyen görsel video ile izleyebiliyor…


Artılar:
+Araba Zenginliği,
+İyi Soundtrackler.

Eksiler:
-Oyun bir noktadan sonra zorlaşıyor…

Notlar:
Grafik:92/100
Ses:96/100
Oynanabilirlik:93/100

Cumartesi
Kas 15,2008

Evet, o mükemmel tropik ada ve 2020 ağustosunun puslu havası tekrar karşımızda. Teğmen Nomad’le altını üstüne getirdiğimiz, Lingshang adlı o kara parçası bu sefer Psycho ile ayaklarımızın altında.

 

 

Crysis oyun dünyasında grafik alanında devrim yapmıştı. Cry Engine 2, kaliteli sistemi olan her oyuncu için bir göz ziyafeti yaşatıyordu. Sadece mükemmel grafik sunmuyordu; senaryo ve oynanabilirlik de iyiydi. Yalnız dediğim gibi bu oyunu her oyun sever oynayamıyordu ve bu bir oyun için önemli bir eksikti. Ana karakterimiz Nomad ve Prophet’ın komutasındaki ekibimiz ile mücadele veriyorduk. Ekipte bir de Psycho diye emir komuta zincirine pek aldırış etmeyen, çılgın ruhlu ve cesur bir adam vardı ki bu adam çoğu oyuncunun gönlünde taht kurmuştu. Ben hariç, benim favorim Prophet idi.

Crytek Crysis ile aynı adada aynı zamanda geçen ama ana karakterimizin Psycho olduğu bir oyun çıkardı. Crysis Warhead’de Nomad kendi işine bakarken biz de Psycho ile adanın diğer yakasında verilen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Psycho’ya ayrı seslendirmesiyle ayrı bir hava katan Bahtiyar Engin bu oyunda da o güzel sesinden mahrum bırakmıyor bizleri. Psycho’nun orijinal İngilizce sesi o etkiyi yapamıyor.

Yalnız aklımıza da gelmiyor değildi; acaba aynı şeyleri mi tekrarlayacağız? Yapımcılar sırf Crysis’ten daha fazla kazanmak için mi böyle bir şey yaptılar? Evet, bu soruları soruyoruz kendimize oyunu oynamadan önce, ama sonra anlıyoruz gerçeği.

Ortamı Biraz Isıtalım

Oyunu aldığımızda paketten iki dvd çıkıyor, bunlardan biri Single Player yani senaryo modunun bulunduğu dvd, diğeri ise Crysis Wars yani multiplayer’ın bulunduğu dvd. Crysis Warhead’i oynamak için Crysis’e gerek yok, yani kendi başına kurulum yeterli. Hemen senaryo modunu açıyoruz. Oyunu açtığımda Crysis’in ana menüsünün aynısı karşıma çıkıyor, sadece renkler farklı. Ana şemanın rengini istersek değiştirebiliyoruz. Arka planda ise güzel bir müzik var. Oyuna yeni bir profil açıp, 4 zorluk seviyesinden (kolay, normal, zor ve çok zor) birini seçip başlıyoruz. Giriş videosu olarak Psycho bize ufak bir gösteri sunuyor. Video gerçekten güzel olmuş ve oyuncuyu hemen gaza getiriyor. Başlangıç olarak kısaca tuşlar bize öğretiliyor ve Psycho ile ‘maximum eğlence’ başlıyor.

 

İlk olarak şunu fark ettim; Warhead’de takım oyunu bir önceki oyuna göre daha çok karşımıza çıkıyor. Crysis’te çoğunlukla Nomad ile tek başımıza ilerleyip görevleri tamamlıyorduk. Fakat Psycho daha oyunun başında kendi arkadaşlarıyla temas halinde. Oyun boyunca buna rastlamak mümkün; yer yer kendi askerimizle birlikte hareket edip düşmanlara karşı koyuyoruz. Yardımlaşma ve toplu harekât yoğun bir şekilde oyuna yansıtılmış. Crysis’teki istediğinde kaydet olayı devam ediyor. Yani öldüğümüz zaman, çok gerilerden yine aynı yerleri geçmek durumunda olmayacağız ki en sevdiğim şey de bu.

Crysis’te oyuncuya adada istediğini yapabilme özgürlüğü sunuluyordu. Bu yine devam ediyor. Araç sürüp, görev yapmadan ada içinde gezinebiliyoruz. Aynı zamanda yeni araçlar ve silahlar da eklenmiş. Araç sürüşü ilk oyuna göre daha gerçekçi ve araçlar daha hızlı gidebiliyor. Araçlarda bulunan makineli tüfekler daha yavaş ısınıyor. Bu sayede daha uzun süre ateş edebiliyoruz. Yalnız araç kullanma demişken, Nomad ile uçak kullanmıştık ama Psycho ile bu oyunda nasip olmuyor. Havada düşman uçaklarıyla veya uzaylılarla didişememek biraz üzücü.

Oyun boyunca sürekli olarak iki kişiyle iletişim halindeyiz. Emerson adlı bayan bize telsiz ile istihbarat desteği sağlıyor ve görevlerimizi o belirliyor. Oneil ise bir pilot ve uçağı düştükten sonra, kara da savaşıyor. Ara ara bizimle hareket ediyor ve sürekli olarak telsiz ile iletişim kuruyor. Teğmen Nomad’in adı bir iki kere geçiyor oyun içerisinde. Ben şahsen onun da bu oyuna dâhil edilmesini isterdim. Prophet’dan ise bir kere söz ediyor Psycho.

Yapımcılar Crysis’teki yüksek sistem ihtiyacını Warhead’de düzelteceklerini söylüyorlardı, hatta Warhead için özel bir bilgisayar sistemi kuracaklarını ve bu sistemin 650 dolar olacağını belirtiyorlardı. Buna en çok Crysis’i oynayamayan veya düşük detaylarla oynayan oyuncular sevinmişti. Ben Crysis’i kendi sistemimle yüksek detaylar ve grafiklerle kasmadan oynayabiliyordum (çok yüksek değil yüksek). Crytek’in açıklamalarına dayanarak Warhead’te detay ve grafik kalitesini en yüksek yaptım ama oyun kasmaya başladı. Özellikle çatışmalar esnasında oyun çok yavaşladı. Ayrıca bölüm yükleme süreleri Crysis’e göre daha uzun sürüyor. Yani Warhead benim gibi 8600gt veya onun ayarında ekran kartı kullananlar için bu alanda bir fark göstermiyor. Ancak daha düşük sistemler için deneme fırsatı bulamadığımdan yorum yapmayacağım. Warhead’te de en yüksek verim için Geforce 8800 veya ona yakın ekran kartları şart.

Background… Action!!!

Crysis Warhead’in Crysis’ten en büyük farkı burada ortaya çıkıyor, aksiyon. Bu fark daha oyunun ana menüsündeki müzikte kendini gösteriyor. Bir önceki oyunda müzik hafif ve yavaşken buradaki müzik tempolu ve hareketli. Oyunun ilk bölümü de aynı şekilde heyecan verici biçimde başlıyor zaten ve kendimizi mermilerin ve mermi seslerinin ortasında buluyoruz. Crysis’te çatışmalar, görevler biraz ağır kalıyordu. Özellikle Call of Duty 4 oynayanlar bunu daha net bir biçimde anlıyorlardı. Crysis CoD4’ten bu anlamda çok geri kalıyordu. O hareketli, aksiyon dolu çatışmaları yaşatamıyordu bize. Crytek bunun farkına varmış olacak ki aksiyonu bol, hareketi bol bir oyun yaptılar Warhead’i. Çatışmalar esnasındaki hareketli ve bize gaz veren müzikler inanılmaz etkili. Müzikler sadece çatışmalarda çıkmıyor elbet. Bazen ortamı korkunç bir hale sokan, bizi geren müzikler de çıkıyor düşmanın olmadığı yerlerde. Duyduğumuz müziğin etkisiyle acaba ne çıkacak karşımıza diye soruyoruz kendimize. Oyun bu sayede biraz da gerilim içeriyor haliyle. Bir gelişme de şu; düşman askerini vurduğumuzda kan daha belirgin ve daha gerçekçi çıkıyor.

Ormanın içinde, gece karanlığında muhteşem müzik eşliğinde, onlarca Koreli arasında yaşam mücadelesi vermek, karşılıklı savaşan Korelilerle uzaylılar arasına dalarak çatışmaya katılmak, işte bunlar tam Psycho’ya göre. Çatışmalar esnasında karakterimizin verdiği tepkilerde gelişmiş. Ateş altında kaldığımız zaman ekran kararabiliyor ve adamımız yavaşlayabiliyor. Aksiyonu sadece bunlar sağlamıyor. Kovalamaca bile yaşanıyor Warhead’te. Askeri araçlarıyla Koreliler hem askeri aracımıza ateş saçıyor hem de yakalamaya çalışıyorlar bizi. Crysis’e göre bu oyunda daha fazla çatışma oluyor. Karşılaştığımız düşman sayısı da daha fazla. Bunların yanında nano giysimiz bu sefer daha güçlü ve Psycho Nomad’e göre hem daha atik hem daha hızlı. Ancak yine de Warhead bir önceki oyuna göre biraz daha zor. Yapay zeka daha da gelişmiş. 2-3 kişilik bir düşman gurubuyla çatışmaya girdiğimizde hemen çevredeki askerler yardıma geliyor ve bir anda kalabalık bir gurubun içinde kalıyoruz. Yine çatışma esnasında düşman askerlerinden biri bizi oyalarken öteki arkamızdan dolanabiliyor. Devriye gezen araç sayısı da çok daha fazla. Eğer oyunu zor seviyede oynuyorsanız böyle çatışmalardan uzak durmanızda fayda var. Bu gibi durumlarda görünmezlik pelerinimiz bize çok yardımcı oluyor.

5 dakika Film arası

Crysis’te çok az çıkan ara videolar, Warhead’te önemli bir parçası olmuş. Sık sık karşımıza güzel ve ilginç ara videolar çıkıyor ve bunlar oyuna çok iyi monte edilmiş. Bu ara videolar oyuna film tadı vermekle kalmamış, oyuncunun dinlenmesini de sağlıyor. Sürekli çatışma içerisinde ve hareket halinde olduğumuz için ister istemez yoruluyoruz. İmdadımıza hemen bir ara video yetişiyor ve bizde arkamıza yaslanıp filmin tadını çıkarıyoruz. Sonra daha bir istekle oynamaya başlıyoruz yeniden. Bu özellik sayesinde oyuncu oyunu birkaç saat süresince oynasa bile sıkılmıyor. Buna ara videolar, oyunun gidişatı ve senaryosu müsaade etmiyor.

Bir de ara video’lar karşımıza çıkan çekik gözlü bir amcamız var. Koreli bir albay olan bu giyimine kuşamına dikkat eden amcamız Psycho’nun canını çok sıkıyor video’larda. Hatta İngiliz olan Psycho’yu kızdırmanın kolay bir yolunu bulmuş ki ona yankee diyor. Tabi herkesin bir sonu olduğu gibi albayın da sonu var ve bunu da yine bir ara video’da görüyoruz.

Psycho

Ben Crysis’te bu karakteri pek sevmemiştim ama bu oyundan sonra sevmemek elde değil bu cana yakın sevimli insanı. Sevimli olmasına aldanmayın, gerektiğinde çabuk sinirlenen ve sinirlendiği kişiyi her an pişman edebilecek güce sahip biri. Yukarıda da belirttiğim gibi İngiliz’dir ve bunu sık olarak belirtir. Çavuş olan Psycho emir komuta zincirine pek aldırmaz. Bunu zaten Crysis’ten de biliyoruz. Kendisi çok delikanlıdır, bir video’da arkadaşını kurtarmak için kendi canını tehlikeye attı ve bir videoda da Oneil’ı silahsız bir Koreliyi öldürmek üzereyken engelledi. Duygusaldır. Hayatın sadece savaştan ibaret olmadığını bilir ve ara ara kendi eğlencesine bakar. Nadiren ciddi olduğu görülür. Genelde ciddi iken aynı zamanda sinirlidir de.

 

Ada, Çevre, Ses ve Grafik

Adada sadece ağaçlar, tepeler veya kumsal yok artık. Şelaleler de mevcut. Çatışmalardan sonra bu şelale manzaraları insana gerçekten huzur veriyor. Aynı zamanda adada tavuk, fare ve cinsini bilmediğim birkaç hayvana rastlayabiliyoruz. Eğer sürekli öldürmekten, kovalamaktan veya kaçmaktan yorulursanız ve sizi stres basarsa yerde gezinen fareleri kapıp havaya suya falan atın. Bu ufak hayvanlarla bile etkileşimde olmak Warhead’te ki hoş yeniliklerden biri. Hava durumu değişebiliyor. Yağmur yağıyor ve rüzgâr çok etkili esebiliyor. Bu esnada havada yapraklar uçuşuyor. Bu sayede oyun farklı atmosferlere bürünebiliyor. Çevredeki nesnelerle etkileşim yine mükemmel. Her nesneye etki edebiliyoruz. Patlamalar esnasındaki etkileşim ise bir önceki oyuna göre daha iyi. Patlamalar daha bir parlak ve daha gerçekçi. Grafikler zaten olağanüstüydü ve yine olağanüstü. Seslerdeki gelişme ise en çok dikkat çeken kısımlardan biri. Derede su akarken onun şırıltısı, şelalenin sesleri, gök gürlemesi, çevredeki kuşların ve böceklerin sesleri, gökyüzün de mücadele veren uçak sesleri, bunların hepsi iyi hazırlanmış ve adanın atmosferi daha bir güzel olmuş. Ayrıca oyunun Türkçe olması da bizlerin senaryoyu ve olayları daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Eee bu kadar mı?

Bu soruyu incelemeye sormuyoruz tabii ki, bir sürü şey yazdım yani daha ne yazayım. Bu tepkiyi oyuna veriyoruz. Maalesef oyunun senaryosu çok kısa. 5 ile 8 saat arasında değişiyor oyun süresi, zorluğa bağlı. Crysis’in kısa olmasından şikayet ediyorduk ki Warhead ondan da kısa çıktı. Aksiyona doyamadan bitiyor oyun. Warhead 7 ana bölümden oluşuyor; Call me Ishmael, Shore Love, Adapt or Perish, Frozen Paradise, Below the Thunder, From Hells Heart, All the Fury. Bulunduğunuz ortamdaki şartlar el verirse sabah başlayıp akşam oyunu bitirebilirsiniz. Bunu tavsiye ederim. Eğer oruç tutuyorsanız bu oyun bir günlüğüne size ne açlık ne de susuzluk hissi yaşatır. Oyunu bitirince acıktığınızı anlarsınız zaten hemen sonra top atılır siz de iftar yaparsınız.

Final

Crysis Warhead, aynı şeyleri tekrar edeceğimiz korkusunu yersiz kılıyor. Görevler çok daha farklı ve meğerse Psycho, Nomad’den daha çok çalışmış. Grafikler yine harika, oynanabilirlik çok daha iyi. Crysis’teki muhteşem final bu oyunda yok, Warhead’in final bölümü biraz daha sade olmuş. Ama onun haricinde oyun gerçekten Crysis’i aratmıyor ve en az onun kadar iyi. Bol aksiyonlu, bol hareketli, harika grafikli bu oyunu elbette orijinal olarak alın oynayın dememe gerek bile yok. Crytek, Half-Life yapımcılarının Opposing Force ile yaptığının daha da iyisini Crysis Warhead ile yaptı, tebrik ediyorum.

 

Oyunun Test Edildiği Sistem

AMD Athlon 64 X2 5200+ 2.7 Ghz

MSI K9AGM3 690G DDR2 Anakart

Kingston 2 GB 800 Mhz DDR2 Ram

Palit Geforce 8600GT 512 MB 128bit DDR2

Sayfalar: 1 2 3 Sonraki Sayife

  • Üye Girişi

  • TOPlist